Hakkımda
SİTEMDE DOLAŞIRKEN İNŞALLAH İYİ VAKİT GEÇİRİRSİNİZ
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
|
YÜZYILIN ADAMI:PROF.DR.GAZİ YAŞARGİL
Mahmut Gazi Yaşargil (6 Temmuz 1925, Lice, Diyarbakır) Türk bilimadamı ve nörocerrah.Fahri Doktora [değiştir]
- 1976 Academia Brasileira de Neurocirurgia, Brezilya
- 1977 Society of Neurological Surgeons, ABD
- 1979 American Heart Association, Dallas, Teksas, ABD (Honorary Fellow)
- 1981 Canadian Neurosurgical Society, Kanada
- 1986 Congress of Neurological Surgeons
- 1987 Japan Neurosurgical Society, Japonya
- 1989 American Association of Neurological Surgeons, Harvey Cushing Society, ABD
- 1989 Swiss Society of Neuroradiology, İsviçre
- 1990 Royal Society of Medicine, London, Section of Neurology
- 1990 Türk Nöroşirüji Derneği
- 1990 International Skull Base Society
- 1993 Swiss Neurosurgical Society
- 1994 Argentine Neurosurgical Society
- 1998 American Society of Neuroradiology
- 1998 Türkiye Bilimler Akademisi
- 1999 Peruvian Neurosurgical Society
- 2000 Italian Neurosurgical Society
- 2002 Hong Kong Neurosurgical Society
- 2003 Rocky Mountain Neurosurgical Society, USA
- 2003 Mexican Society of Neurological Surgery
- 1957 Vogt-Award of the Swiss Ophthalmological Society
- 1968 Robert-Bing-Prize of Swiss Academy of Medical Sciences
- 1976 Marcel-Benoit-Prize of Swiss Federation
- 1980 “Neurosurgeon of the Year”
- 1981 Pioneer Microsurgeon Award of the International Microsurgical Society, Sidney, Astralia
- 1988 Medal of Honor of Universita di Napoli e della Compagna Naples, Italy
- 1992 Medical Award of the Republic of Turkey
- 1997 Gold Medal of the World Federation of Neurosurgical Societies
- 1998 Distinguished Faculty Scholar, University of Arkansas for Medical Sciences
- 1998 Honored as “Neurosurgeon of the Century” by the Brazilian Neurosurgical Society
- 1999 European Association of Neurological Surgeons Medal of Honor
- 1999
Honored as "Neurosurgery’s Man of the Century 1950-1999" by the journal
Nurosurgery at the Congress of Neurological Surgeons Annual Meeting
- 2000 Fedor Krause Medal, German Neurosurgical Society
- 2000 Honorary Fellowship of the American College of Surgeons
- 2000 Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası
- 2000 Award of the Turkish Academy of Sciences
- 2002 International Francesco Durante Award, Italy
- 2002 Milli Egemenlik Onur Ödülü
- 2002 TBMM Onur Ödülü
|
Tarih: 08:39, 2/3/2008 Kategori: bilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
MARCONİ
Guglielmo Marconi
Gugliemo Marconi, (d. 25 Nisan 1874 – ö. 20 Temmuz 1937). İtalyan fizikçi ve buluşçu.
İlk başarılı telsiz telgraf
sistemini geliştirdi. Kısa dalga radyo iletişimi üzerine yaptığı
çalışmalarla modern uzun erimli radyo yayımcılığının gelişmesini
olanaklı kıldığı için, radyonun babası olarak bilinir. Başka bilim
insanlarının katkılarıyla geliştirilen radyo, televizyonun bulunuşuna dek en önemli kitle iletişim aracı olarak kaldı.
Telsiz telgrafın geliştirilmesine katkıları için, Alman Karl Ferdinand Braun ile birlikte 1909 yılında fizik dalında Nobel Ödülü ile onurlandırılmıştır.
|
Tarih: 08:35, 2/3/2008 Kategori: bilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
LOUİS PASTEUR
Louis Pasteur (Lui Pastör) (d. 27 Aralık 1822 Dole, Fransa - ö. 28 Eylül 1895 Saint-Cloud, Fransa) Fransız mikrobiyolog ve kimyager.
Fermantasyon
üzerine çalıştığı sırada, mikropların kendiliğinden üremesinin söz
konusu olmadığını göstermiştir. Baz içeceklerin uzun süre saklanmasını
sağlamak üzere geliştirdiği yöntem "pastörizasyon" olarak bilinir. Şarbon ve üne kavuştuğu kuduz hastalığı aşısını bulmuştur
1846'da Ecole Normale Superieur'ün fen bölümünü bitirdi. 1847'de fizik ve kimya dalında doktora derecesini alan Pasteur, bu yıllarda izomerlik, kristal yapı ve optik etkinlik konularındaki çalışmalarıyla adını duyurmayı başardı. 1848'de Strasbourg Fen Fakültesi'nde yardımcı kimya profesörlüğüne yükseltildi. 1854'te
Lille Fen Fakültesi'nde kimya profesörlüğüne ve Ecole Normale'de
kurulmasını istediği araştırma laboratuarının yöneticiliğine getirildi.
Bu laboratuarda, 1871'de şarbon, tavuk kolerası ve kuduz gibi virütik hastalıklar, bağışıklık mekanizması ve aşı hazırlama teknikleri üzerinde çalışmaya başlayan Pasteur, kuduz köpekler üzerindeki incelemelerini daha güvenli bir ortamda yapabilmek için 1885'te eski bir imparatorluk şatosunu amaca uygun olarak düzenleyerek, Pasteur Enstitüsü'nün çekirdeğini oluşturdu.
Pasteur, Strasberg'li Marie Laurent ile evlendi. Marie'nin eşini,
araştırmalarını her şeyin üstünde tutması için özendirmesi sayesinde
Pasteur, laboratuar çalışmaları üzerinde yoğunlaşabiliyor ve işine
gereken zamanı ve önemi verebiliyordu.
Pasteur, kimyager ve daha sonra bakteriyolog olarak görev yaptığı süre boyunca, tıbbın
ilerlemesine büyük katkılarda bulundu. Tıp doktoru olmadığı için,
1800'lü yılların doktorları teorilerine karşı çıktılar. Pasteur, buna
rağmen çalışmalarını sürdürdü. Pasteur'ün bakterilerin ya da mikropların gerçekten var olduklarına ve bunların hastalıklara
yol açabileceğine olan inancı tamdı. Kendi bildiği yöntemle yaptığı işe
ve kendine inancını sürdürerek araştırmalarına devam etti.
Pasteur kendine inanan, başkalarının söyledikleriyle değil, kendi
doğrularıyla yaşayan ve sezgilerine güvenen bir bilim insanıydı. 1895
yılında hayata gözlerini yumduğu güne kadar son derece alçak gönüllü,
gösterişsiz ve sade bir yaşam sürdürdü. Yaşlılık yıllarında insanların
ona gösterdikleri büyük saygı karşısında şaşkınlığa düşer ve bunu pek
komik bulurdu.
Londra'da
uluslarası bir tıp kongresinde kongre salonuna girdikten kısa bir süre
sonra Pasteur kürsüye davet edildi. Pasteur'ün yüzünde hayal
kırıklığına uğramış gibi bir ifade belirdi. Pasteur, "İngiltere
veliaht (kral adayı) Prens'i buraya geliyor olsa gerek" dedi. "Keşke
dışarda dursaydık. Gelişini de izleyebilirdik böylece." Bu içten sözler
herkesi çok duygulandırmıştı. Kongre başkanı Pasteur'e "Hayır Bay
Pasteur" dedi. "Gelen sizsiniz. Herkesin takdir ettiği ayakta
alkışladığı insan sizsiniz."demiştir.kuduz aşısı için ilk deneyimini 16
yaşındaki bir çocuk üzerinde denemiştir.
Pastörizasyon yöntemi [değiştir]
Pasteur'ün, özellikle mayalanma olayında ve bulaşıcı hastalıklarda
mikroorganizmaların sorumlu olduğunu kanıtlaması, kendiliğinden türeme
teorisini çürütmesi, şarap, bira, süt, meyve suyu gibi mayalanabilir sıvıların uzun süre bozulmadan saklanabilmelerini sağlayan "pastörizasyon" adlı konserve yönteminin gelişmesini sağladı.
Bu yöntemde, sütü 63°C'de otuz dakika süreyle ısıtmak ve sonra hızlı
bir biçimde soğuttuktan sonra sütü kapalı ve sterilize edilmiş şişelere
koymak gerekiyordu. Buna benzer bir yöntem (UHT) sütü mikroplardan arındırmak için günümüzde de kullanılmaktadır.
İlk kuduz aşısı [değiştir]
Joseph Meister adlı bir çocuk kuduz bir köpek tarafından on altı yerinden ısırıldığında, anne ve babası çocuğu Louis Pasteur'e getirdiler. Bu bilim insanı daha önce insan
üzerinde hiç denenmemiş olan kuduz aşısını çocuğa uygulamakta tereddüt
etti. Pasteur bunu ancak, kendisine gelen iki doktorun, çocuğun kuduz
hastalığından her durumda öleceğini ve başarılı olursa yöntemin kuduz
hastalığına bir çare olabileceğini söylemesinden sonra denemeye karar
verdi. Aşının başarılı olması bu öldürücü hastalığın önlenmesi ve
aşıların geliştirilmesi için büyük bir adım oldu.Temmuz ayı 1885
yılında Louis Pasteur tarafından bu kuduz aşısının keşfedilip
uygulanması insanlığın tarihinde ikinci aşı olarak görülmektedir.1887
Yılı Ocak ayında Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’de ilk kuduz
aşısı üretildi ve aynı yıl içinde Kuduz Tedavi Müessesesi kuruldu.
|
Tarih: 08:33, 2/3/2008 Kategori: bilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
GRAHAM BELL(TELEFONCU)(İYİKİ BULMUŞ:d:d)
Alexander Graham Bell, (d. 3 Mart 1847, Edinburgh İskoçya - ö. 2 Ağustos 1922, Baddeck Kanada), 1876'da telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell önce Ontario'ya, daha sonra Boston'a yerleşti.
Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya
çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan
telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini
duymalarını sağladı.
Telefonun yaratıcılarından olan Graham Bell'in annesi doğuştan
sağırdı. Dedesi ve babası yıllarını sağırlara adadı. Özellikle babası
sağırlara duymasalar bile konuşmayı öğretmenin yollarını geliştirmeye
çalıştı. İki kardeşi veremden ölünce, babası kalan tek oğlunun sağlığı
için Kanada'ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını
tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD'ye gitti. Burada bir
süre sağırlara dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra
kendi okulunu kurdu.
Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çağrıldı. İngiltere'de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin işitme fizyolojisine
ilişkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile
aktarılabilineceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştı. Bu sırada başka bilim
adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. Ilisha Gray bunlardan biriydi.
İngiletere'den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi
Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik
destekle yaşama geçirmeye ve işitme engelliler için duymalarını
sağlayacak aletler yapmaya girişti. Thomas Watson
adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı.
Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat
Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875
yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı.
Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Şubat
1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı başvuru
yaptı. Bell'e 7 Mart günü istediği patent verildi. 174.465 nolu
patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu
çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü.
Watson'u yardıma çağırdı:
"Bay Watson, çabuk buraya gelin. Sizi istiyorum."
Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 131 yıl önce 10 Mart
günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell'in sesini "telefon"dan
duydu. ABD'nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne denk gelen bu buluşu ona
düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel
çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart
Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.
Eşi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve
daha sonra evlendiği Mabel'e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın
hiçbir zaman ne eşini ne de sağırları unuttu. Eşine yazdığı bir
mektupta "Eşin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa
olsun, emin ol sağırları ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir"
diye yazmıştır.
Bugün öne çıkan buluşlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoğu
sağırlık konusundaydı. Sağır annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri
kaydetmeyi başardı. "Gramofon"dan
kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander
Graham Bell Sağırlar Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa
hizmetinden dolayı onur ödülü ve para ödülü verdi. Verilen parayı
Washington'da Sağırlar için Volta Enstitüsü’nü
kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliştirmek için Bell teknik
sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden
Gray'a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi.
1880 yılında Bell'e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.
Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell'e
telefonla seslendi "Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen
pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın." Bell şapkasını salladığında
artık telefon doğumunun ardından emeklemeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.
Telefon yakın yıllara dek Türkiye'de olduğu gibi santraller ve
memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek
memur yerine kadın memurun çalışması geleneği başladı. İlk kadın
santral memuru da Boston'da çalışmaya başlayan Emma Nut oldu.
Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan "manyetolu telefon" görüşmeleri 1899
yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleşmeye
yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu değil cenaze
levazımatçısıydı. Rakibinin eşi telefon şirketinde çalışıyordu. Cenaze
işleri için Strowger'ı arayanları bu memur kendi eşine bağlıyordu. Bu
zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger
otomatik santralı yapmayı başardı. Halk yeni telefona "kızsız telefon"
adını taktı.
Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler,
onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak
istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar
basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık
şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden
bulundu.
Kısa sürede New York
sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi
kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği
kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama
değişik biçimlerde girmeye başladı.
O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:
"Sohbet. Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat..."
Bell 1915 yılında New York'u San Francisco'ya
bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine
yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü
unutmadı. Watson'a "Watson seni istiyorum, buraya gel" dedi.
Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller
arasında kıyasıya bir savaş başladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro,
opera, konser salonlarına bağlanan telefon "Tiyatrofon" hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye başladı. Bu evlere ve iş yerlerine yayıldı.
Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının
öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile
tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield'ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen'in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi.
1893 yılında telefon ile ilgili gelişmeleri kaleme alan bir yazar
gözlemini şöyle dile getirdi: "Şu anda duyabildiğimiz sanatçı ve
şarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de başaracak."
Bu sözler "televizyon" özlemi olarak yorumlanmasına karşın gelişen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletişimi işaret ettiğini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise "Uzay Yolu" filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından,
insanların bulundukları yerde başka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak
ekranlarda görerek ya da duyarak değil hissederek elde edeceği günleri
tartışıyor.
Sağırlığa karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının
sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan
büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu
simgelemek için kırmızı "çan" resimleri kullanıldı...
BUDA RESMİ:D:D
|
Tarih: 08:31, 2/3/2008 Kategori: bilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
EDİSON
Thomas Alva Edison (d. 11 Şubat 1847 – ö. 18 Ekim 1931) 20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen Amerikalı
mucit ve iş adamıdır. Bazı icatları tamamen orjinal olmakla birlikte,
eski icatların geliştirilmesi veya yönetimi altında çalışan yüzlerce
çalışana aittir. Yine de Edison elinde bulundurduğu kendi adını taşıyan[1] Amerikan patentiyle tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak nitelendirilir. Patentlerinin çoğu Amerika'nın haricinde Almanya, Fransa ve İngiltere onaylarına da sahiptir.
Hayatı
Thomas Edison, Ohio
eyaletinin Milan kasabasında Samuel Ogden Edison, Jr. ve Nancy Matthews
Elliott'un (1810–1871) yedinci çocukları olarak doğdu. Yedi yaşındayken
ailesiyle birlikte Michigan'daki
Port Huron'a yerleşen Edison, ilköğrenimine yaşadığı bir hastalık
dolayısıyla geç başladı. Ancak yaklaşık üç ay sonra algılamasının
yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Kanada'da daha önce
öğretmenlik yapmış olan annesi büyük bir zevkle oğlunun eğitimine evde
devam ediyordu. Okuması ve tecrübe edinmesi için onu sık sık teşvik
ediyordu ve onu sık sık kontrol ediyordu. Derslerinin çoğu çok iyiydi.
Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10
yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.Bu arada
evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya
deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik
araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra arkadaşıyla telgraf yaptı ve Mors alfabesini
öğrendi. 12 yaşındaysa duymada güçlük yaşamaya başladı. Bunun sebebi
olarak birçok teori ortaya atıldıysa da, Edison'a göre kendisi sağır
oldu çünkü kendi kulakları tarafından bir tren vagonuna çekilmişti. 12
yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit
arasında çalışan trende gazete ve şekerleme satmaya başlayan, ömrünü
kurtardığı Jimmie Mackenzie tarafından telgraf operatörlüğü işine
başladı. Jimmie'nin Michigan'daki Clemen Dağları'nda J.U. Mackenzie
istasyon temsilcisi babası, oğlunun Edison'u kendi kanatları altına
almasını ve onu yetiştirmesinden çok minnettardı. Edison'un sağırlığı
onu etkilemişti ve yanındaki telegraftan gelen sesleri tekrar duyması
için onu teşfik etti. Bu dönemde Edison, telgırafıyla uğraştı
arkadaşıda yanında ona yardım ediyordu"mükemmel icat adlı yapıtını
okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan komşusunun
deneylerini tekrarladı bir yandanda kendi deneylerine ağırlık vererek
daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı. O yıllardaki akıl
hocalarından biride telegrafcı ve kaşif Franklin Leonard Pope'tu.
Kendisi fakirleşen Edison'a çalışması ve yaşaması için Elizabeth, New
Jersey'deki yerini kullanmasına izin verdi.
Elektrikli telgrafla alakalı ilk buluşlarından biride borsadaki değerleri kaydeden bir cihazdı stock ticker. Edison'un kabul görmüş ilk icadı elektrikli oy kaydediciydi, 28 Ekim 1868.
Evliliği
24 Aralık 1871 yılında, 2 ay önce tanışmış olduğu 16 yaşındaki Mary
Stilwell ile evlendi. Üç çocukları oldu: Marion Estelle Edison (bilinen
adıyla Dot), Thomas Alva Edison, Jr. (bilinen adıyla Dash) ve William
Leslie Edison. Mary Edison 9 Ağustos 1884'te hayatını kaybetti.
1880'lerde Fort Myers, Florida'dan bir arsa satın aldı ve daha sonra burda kışları kalmak için kendine küçük bir ev inşa ettirdi. Otomobil
endüstrisinin büyük adamı Henry Ford yakın bir zaman sonra Edison'un
evinin birkaç yüz metre ötesine taşındı. Bu nedenle Edison ve Ford
ölene dek arkadaş kaldılar. 24 Şubat 1886 Edison ikinci evliliğini 19
yaşındaki Mina Miller ile gerçekleştirdi. Bu evliliğinden de üç çocuk
sahibi oldu: Madeleine Edison, Charles Edison, ve Theodore Edison.
Edison ve 1877 yılındaki haliyle fonografı
Thomas Alva Edison, kariyerine New Jersey'deki Newark'ta otomatik
tekrarlayıcı ve geliştirilmiş telgraf cihazları ile mucit olarak
başlamıştır. Ancak ona ün kazandıran ilk keşfi 1877 yılında
geliştirdiği fonograftı. Bu başarı halk tarafından çok beklenmedik
karşılanmış ve genelde büyülü olarak görünmüştür. Edison o zamanlarda
yaşadığı şehir olan "Menlo Park'ın Büyücüsü" diye de bilinir. Edison'un
fonografı kayıtlarını çok ince, kalay yaprağından yapılmış bir
silindire gerçekleştirildiğinden kayıtlar sadece birkaç kez
dinlenebilirdi. 1880'lerde balmumuyla kaplanmış karton silindirler
kullanılan yeni modeller Alexander Graham Bell,
Chichester Bell ve Charles Tainter tarafından üretilmeye başladı.
Thomas Edison'un "Mükemmel Fonograf"ı yapmak için çalışmalarına devam
etmesinin sebeplerinden biri de budur.
Thomas Edison özgür düşünceli biriydi ve yanlısıydı. İlahiyatçı
kesimin çizdiği Tanrı portresine inanmıyordu ancak ulu bir güce olan
inancından da şüphe etmiyordu. ruhu çok önemliydin varlığını kesinlikle
redediyordu. İnanışıyla ilgili pozisyonunu Hristiyan inanışıyla
saldırgan agnostisizm arasında bir yer olarak tanımlıyordu.
Menlo Park
Edison'un Menlo Park Laboratuarı
Thomas Edison's icadının çalışma şeklini sergilemek üzere geliştirdiği Menlo Park'taki ilk ampulu
223898 numarayla Amerikan patentine sahip Elektrik Ampulu
Edison'un en önemli keşfi Menlo Park, New Jersey'deki ilk
endüstriyel araştırma laboratuarıydı. Sürekli olarak teknolojik
keşifler ve geliştirmeler-iyileştirmeler yapmak gibi özel bir amaç için
kurulmuş ilk kurumdu. Edison birçok icadını resmi olarak bu
labaratuarda üretmiş, birçok çalışanı onun direktifleri doğrultusunda
bu icatların araştırma ve geliştirmesinde görev almıştır.
Elektrik mühendisi William Joseph Hammer, 1879 Aralık'ında Edisonun
labaratuar asistanı olarak görevine başlamıştır. Telefon, fonograf,
elektrikli tren, demir madeni ayıracı, elektrikli aydınlatma ve diğer
birçok icatta büyük katkılarda bulunmuştur. Hammer'ı özel kılansa
elektrik ampulünün icadındaki ve bu aletin geliştirme ve testleri
sırasındaki çalışmalarıdır. Hummer 1880'de Edison'un lamba
çalışmalarının şef mühendisi olmuş, bu mevkiideki ilk yılında Francis
Robbins Upton'ın genel müdürlüğünü yaptığı fabrika 50.000 ampul
üretmiştir. Edison'a göre Hammer elektrik ampulünün bir öncüsüdür.
1000e yakın patenti bulunmaktadır.
ÖNEMLİ: Edison ampulu bulmuk için tam 3000 madde denemiş bulunmuktadır.
BİTTİ LÜTFEN YORUM YAZIN!!
|
Tarih: 08:22, 2/3/2008 Kategori: bilim |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|